The Platform Film Eleştirisi

ResTa

İşsiz Moderatör
Yönetici
Katılım
28 May 2018
Mesajlar
2,211
Konum
Diyarbakır

Türkiye'nin En Büyük Eğitim Forumunda KPSS, TYT, AYT, LGS Gibi Konuların Tartışıldığı, İçeriklerin Paylaşıldığı ve Karşılıklı Yardımlaşma Temeline Dayanan Foruma Giriş İçin TIKLAYIN

Merhaba arkadaşlar,



Bugün izlediğim ve içerisinden bir çok mesaj çıkardığım bir film. İzleyenler film hakkında yorum yapabilir mi?
 

DeriN

Süper Mod
Süper Mod
Katılım
12 Eyl 2018
Mesajlar
637
Bugün bu film çok karşıma çıktı izleyelim bakalım
 

Lynch

Asistan
Asistan
Katılım
3 Eki 2018
Mesajlar
320
Ben de bugün izledim. Çok iyi filmdi ancak midesi sağlam olmayanlar izlemesin.
 

NomadCRY

Seviye 1
Üye
Katılım
23 Mar 2020
Mesajlar
4
Filmi izledim güzeldi ancak filmin sonunu bağlamadılar. Acaba 2.film gelir mi?
 

bLance

Seviye 3
Üye
Katılım
25 Ocak 2020
Mesajlar
49
Bir yorumda şöyle bir şey gördüm sizlerle paylaşmak istedim.

Gerçekten gözlerindeki üzüntüyü görebiliyoruz. Bizim karakteri sevmiş, arkadaşı görmüş. Ama “Zamanla birbirimize saygımızı yitireceğiz, zaten bu açlık durumunda arkadaşlık filizlenmez, solar gider.” diyor. Mantık Amca karakterimizden bir parça aperatif sunum hazırlarken üst kattan platformla pislik içinde bir kadın iner. Mantığı keser ama öldürmez. Bıçağını karakterimize verir. “Bunun kararını sen ver” dercesine. Karakterimiz de durur mu, hemen orada işini bitirir Mantık Amca’nın. Önce etini yiyemez. Yemek istemez. Sonra açlık haliyle yemeye başlar. En son aşamada kurtlanmış bir cesetten et sıyıran karakterimiz o pislik içindeki kadına aşık halde kendini 33. Katta başka bir oda arkadaşıyla bulur.

katta 3 rakamı çok dikkat çekici. Ve yeni oda arkadaşı karakterimizin adını bilerek gelmişti. Meğer “Kabul edildim mi?” diye sorduğu yetkililerden biriymiş. Üst kat çalışanlarından biri kendi isteğiyle “Delik”e iniyor. Düşmüş bir melek diye düşünebiliriz. Bir de sosis köpeği var, adı II. Ramses. Neden II. Ramses? Bu kişiye verilen isimlerden biri “Işığın seçtiği kişi” anlamına da geliyor. Düşmüş Melek kendine bir nesne alabilecekken köpeğini seçmiş. Ve köpeğine taparcasına değer verdiğini görüyoruz. Yemeğine sınırlama getiriyor ve bir gün ben, bir gün köpeğim yesin diyor. Meleklerin yemeğe ihtiyacı yok, bu yüzden “Düşmüş Melek” bu dürtüsünü, yani nefsini kontrol edebiliyor. Israrla alt kattakileri onun gibi tabak hazırlamaya ve bir alt kata yemek bırakmaya davet ediyor. Çelik gibi sinirleri ve iradesi var. Ta ki köpeğini durduk yere bizim karakterin aşık olduğu hatun “Mantık Amca”nın ultra keskin bıçağıyla kesip öldürene kadar. Hakikaten durduk yere gibi görünse de sonra dikkatlice baktığımızda köpekten geriye çok bir şey kalmadığını görüyoruz. İnsan keseceğine hayvan kesmeyi uygun bulmuş, çünkü en alt katta bir çocuğu var. Hayvanı kurban etmiş. Kızına da kurban eti götürüyor. Her ay küçük kızını beslemek için birilerini kese kese sandviç ekmeğiyle kızına katık ediyor bu abla. “Bir annenin çocuğuna bakabilmek için bu dünyada işlemeyeceği suç yoktur” mesajı içeriyor buram buram.
“Düşmüş Melek” köpeğinin vefat edilmesi sonrasında tamamen kendini kapatıyor. Bir sonraki kat değişikliğinde de ölüsünü buluyoruz. İntihar etmiş. Onu öldürmeden hemen bir şeye dikkat çekmek isterim: Karakterimiz konuşmaları sırasında “Burada kaç kat var?” diye sorduğundaysa yanlış bilgi veriyor: 200. Filmi izleyenler zaten 333 kat olduğunu biliyorlar. Yalan söyleme ihtimalini değerlendirebilirsiniz. Çünkü inatla 16 yaşından küçük kimse yok, bu yapıda çocuk yok, çocuklar gibi günahsızlar yok, annesi olduğunu iddia edilen deli manyak kadın buraya yalnız başına başvurdu, “Delik”te kafayı yedi gibi iddialarından kesinlikle geri adım atmıyor. Elle tutup size sunabileceğim bir kanıtım yok ama ben öyle bilgilendirildiğine ve yalan söylemediğine inanıyorum.

Çünkü bir sonraki uyandıkları kat 202. Kat. Ona sunulmuş ilahi bilgiler meğer yanlışmış. Hatalıymış. Bunu görüyoruz. “Cesedimi ye, kanımı iç” gibi dini öğelerin yine çılgınca önümüze sunulduğu bir ilahi dua okuma seansı geçiyor.

Bu aralarda mutfakta itinayla bir Panna Cotta tatlısı hazırlanıyor. Şef bir kusur buluyor (bir mutfak çalışanının tatlıya düşen saçı) ve tekrar yapılmasını buyuruyor. Bu tatlı kutsal kitap olarak yorumlanabilir. Önceki kutsal kitabın kusurlu bir aktarımı olmuş ve eksik, kusurlu bilgiler içeriyor. Bu yüzden yenisinin gönderilmesi gerekiyor. Şef bir öncekini iptal ediyor.

Tıpkı Don Kişot gibi artık 6. Katta krallar gibi uyanan karakterimiz bu yemekleri herkese yetecek şekilde dağıtalım diye yeni oda arkadaşını kafalıyor. “Buradan yukarı çıkıp ‘Delik’ten ayrılabilmek için en alta inmemiz gerek” diyor. Yemeğin herkese yetmesi için ilk 50 katın hiç yememesi gerek. Fırsatını yakalamış her üst kat sahibi istemiyor ve kabul etmiyor. İki kafadar şövalyeler gibi dövüşüyorlar. İyice bezmiş halde artık bir kat aşağı inerken hiç konuşmadan insanları dövmeye geçiyorlar. Sonra siyahi bir büyük, bilirkişi adeta bir peygamber gibi onlara önce her kattaki insanlarla konuşmaya çalışmaları gerektiğini, yemeğin nimet olduğunu, yemeğe saygı duymaları gerektiğini hatırlatıyor ve ekliyor: “Herkesin yemek yemesi bir mesaj olmaz. Yönetim (Tanrı) bunu zerre umursamaz. Bir ihtimal çalışanlara (meleklere) bir mesaj ulaştırabilirsiniz. Hazırladıkları en değerli tatlıları Panna Cotta’yı kimseye yedirmeyin. O tabak el değmemiş şekilde yukarı çıksın, o zaman mesajınızı alacaklardır.” Bu arada bu bilirkişi (peygamber) kaçıncı katta karşımıza çıkıyor bilgisi paylaşılmıyor. Özellikle paylaşmadıklarını, peygamberin bir sayıyla eşleştirilmesindense diğer herkes gibi dünyada vadesini dolduran (ayda bir kat değiştirme) bir kuldan farklı olmadığını belirtmek istediklerini düşünüyorum.

Kat kat aşağı inilirken karakterimizin sevdiği kadın ölür ve çocuğu var mı, yok mu anlayamadan aşağı inmeye devam ederiz. Bir yerden sonra karakterimizi sadece cesetler karşılar. Zibidi iki serserinin yemek uğruna karakterimizin ve arkadaşının ağzını burnunu kırması sonucu öldü ölecekken 333. katta hep bahsedilen o küçük kız çocuğunu görürüz. Arkadaşı bu katta ciddi yaralanması sebebiyle can verir. O üzerine titredikleri Panna Cotta’yı küçük kıza yemek yesin diye verirler. Kız belki de hayatında ilk defa annesinin elinden değil, başka birinin elinden çok güzel bir yemek yemiş olur.

En alt kattan yukarı çıkması için bekler karakterimiz. Ama Panna Cotta’yı yiyen küçük kız verilmek istenen mesaja dönüşür. Hem de çok güçlü bir mesaja: “Delik”te 16 yaşından küçük biri katiyyen yok denirken küçük bir kız çocuğu en üst kata, mutfağa ulaştırılır.

Bizim bir garip karakterimiz hayatta kalmak için yemek durumunda kaldığı diğer kişilerin imgeleriyle konuşa konuşa en dipte, karanlıklar içinde kalır. Burada karakterimizin de görevini yerine getirmenin verdiği huzurla Dünya’dan ayrıldığına, öldüğüne dair güçlü kanılar taşıyorum. Çünkü filmi tam olarak burada bitirmişler.

Özetle; Dünya’nın kaynakları hepimize yetecek kadar geniş yelpazede ve bol. Filme göre paylaşsak da paylaşmazsak da Tanrı’nın bu konuda bir değerlendirmesi yok. Yalnızca net kurallar belirlenmiş: “Oda arkadaşını öldürmek yasak.” gibi ve Tanrı bizi kendi halimize bırakmış. Başarıyla çıkana da vaad edilen diploma var mı, yok mu, biz de ben bunu izlemişim iyimi
 

Konuyu Okuyanlar: (Üyeler: 1, Ziyaretçiler: 0)

Üst